Bir buluşun kime ait olduğu, kimin patent hakkını haiz olduğu gibi konular sürekli sorun oluşturmuştur. Özellikle bir işyerinde bir işçinin yaptığı buluş söz konusuysa işçi emeği kendisinin sarf ettiğini bu sebeple buluş sahibinin kendisi olduğunu, işveren ise işçi kendisinin altında çalıştığı, işçiye buluşu meydana getirmesi için tüm imkanları kendisinin sağladığı vs gerekçelerle buluş üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu iddia etmekte ve neredeyse hiçbir zaman taraflar sulh yolunda bulunamamakta ve sürekli uyuşmazlıklar doğmaktadır. Bu yazımızda da genel hatlarıyla işçinin meydana getirdiği bir buluşta kimin nasıl, hangi şartlarda hangi haklara sahip olacağı hususunda genel bir fikir verilmeye çalışılmıştır.

İşçi buluşları konusuna girmeden önce cevaplanması gereken bir soru vardır. Avukatlıkta ve hukukta işçi buluşları hukuku diye bir uzmanlaşma dalı var mıdır? Bu sorunun cevabı hayır olacaktır. Çünkü işçi buluşların temel itibariyle çoğunluk olarak fikri ve sınai haklar hukukunun içerisinde bir konudur. Yani işçi buluşları hukuku adında bir hukuk dalı ve işçi buluşları hukuku mevzuatı gibi bir mevzuat yoktur. Zira işçi buluşlarına ilişkin düzenlemeler de Sınai Mülkiyet Kanunu içerisinde düzenlenmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki buluşların tescili ve koruması hükümleri açısından işçi buluşları ve diğer buluşlar arasında herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Bir buluşun işçi buluşu olmasının özelliği yalnızca buluşu meydana getiren işçi ve işveren arasında birtakım hak ve yükümlülükleri beraberinde getirmektedir.

Bu konuda hükümleri düzenleyen mevzuat 22.12.2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen ve 10.01.2017 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’dur. Sınai Mülkiyet Kanunu açıkça işçi buluşlarında hak sahibi işçidir veya işverendir gibi net bir ifade kullanmamış, hak sahibi olmayı buluşun Hizmet Buluşu veya Serbest Buluş olması durumlarına göre değişik şartlara bağlamış ve hem işçi tarafına hem de işveren tarafına bir kısım hak ve yükümlülükler yüklemiştir.

İŞÇİ BULUŞU NE DEMEKTİR?

Sınai Mülkiyet Kanunu’nda işçi buluşu / buluşları ile alakalı olarak iki kavrama yer verilmiştir. Bunlar; Hizmet Buluşu ve Serbest Buluşlardır. Her iki buluşu da meydana getiren işçidir ancak meydana gelen bu buluşlarla ilgili olarak kanun her iki işçi buluşu çeşidi açısından farklı düzenlemeler getirmiştir. Aşağıda serbest işçi buluşları ve hizmet buluşları konusundaki kanunda belirtilen hükümleri ve her iki buluş çeşidi açısından tarafların hak ve yükümlülüklerini açıklamaya çalışacağız.

A. SERBEST İŞÇİ BULUŞLARI

Çalışanın hizmet buluşları dışında kalan ve çeşitli durumlarda hizmet buluşu iken sonrada serbest buluşa dönüşen buluşları serbest buluşlardır. Çalışan, iş ilişkisi içindeyken serbest bir buluş meydana getirdiği takdirde, durumu geciktirmeden işverene bildirmekle yükümlüdür. Bildirimde, buluş ve gerekiyorsa buluşun gerçekleştirilme şekli hakkında bilgi vererek, buluşun gerçekten bir serbest buluş sayılıp sayılmayacağı konusunda işverenin bir kanaate varabilmesi amaçlanmaktadır.

İşçinin yaptığı bu bildirimin önemi işverenin bu bildirim üzerine yapması gereken birtakım hak ve yükümlülüklerinin olmasıdır. İşveren, buluşun serbest bir buluş olmadığına ilişkin itirazını, kendisine yapılan bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde yazılı bir bildirimle ileri sürebilir. Burada önemle belirtilmesi gerektir ki bu bildirimdeki yazılılık geçerlilik şartıdır. Ancak işçinin serbest buluşu bildirim yükümlülüğünün bir istisnası olarak belirtmek gerekir ki, serbest buluşun işverenin faaliyet alanı içinde değerlendirilebilir olmadığı açıksa, çalışanın bildirim yükümlülüğü de olmayacaktır.

Serbest buluş, işletmenin faaliyet alanına girmekteyse veya işletme söz konusu buluşun ilgili olduğu alanda faaliyette bulunmak için ciddi hazırlıklar içindeyse, çalışan, serbest buluşunu iş ilişkisini sürdürmekte olduğu sırada başka bir şekilde değerlendirmeye başlamadan önce, tam hak tanımaksızın uygun şartlar altında buluşundan yararlanma imkânı vermek için işverene teklifte bulunmakla yükümlüdür. Bu noktada dikkat edilmesi gereken nokta kanunun hem işçiye hem de işvereni korumaya çalışmasıdır. İşçinin serbest buluşunun işverenin faaliyet alanında olması durumunda haksız rekabet olmaması için buluşunu öncelikle işverenin değerlendirmesine sunmasını istemiştir. Aynı şekilde bu değerlendirmeye sunulduğu zaman da işverene buluş üzerinde tam hak tanımaksızın bir yararlanma imkanı veriliştir. Ancak işveren, buluş kendi faaliyet alanı ile ilgili olsa dahi, bu teklifin kendisine ulaştığı tarihten itibaren üç ay içinde bu teklife cevap vermezse, bu konudaki öncelik hakkını kaybeder.

Peki işveren işçinin kendi faaliyet alanıyla ilgili bu yararlandırma teklifini kabul etti ancak buluş sahibi işçi ile parasal konularda yani bedel üzerinde anlaşamazlarsa ne olacaktır? bu durumda da uyuşmazlık mahkemeye taşınacak ve taraflar arasındaki bu buluşun bedeline ilişkin ihtilaf mahkemeler tarafından çözülecektir. Burada her ne kadar işçi işveren ilişkisinden dolayı görevli mahkemelerin iş hukuku olduğu akla gelebilse de, işçi buluşları, İş Kanunu’na göre daha özel bir kanun niteliği taşıyan Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlendiği için, işçi buluşlarına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olacaktır.

B. HİZMET BULUŞLARI

Çalışanın, bir işletme veya kamu idaresinde yükümlü olduğu faaliyeti gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletme veya kamu idaresinin deneyim ve çalışmalarına dayanarak, iş ilişkisi sırasında yaptığı buluş, hizmet buluşudur. Hizmet buluşlarına ilişkin yapılan tanımda belirtilen hizmet buluşunun dışında kalan buluş, serbest buluş olarak kabul edilecektir. Öğrenciler ve ücretsiz olarak belirli bir süreye bağlı olmaksızın hizmet gören stajyerler hakkında çalışanlara ilişkin hükümler uygulanır. Yani öğrenciler ve ücretsiz olarak belirli bir süreye bağlı olmaksızın hizmet gören stajyerlerin yaptıkları buluşlar da kanundaki diğer şartları taşıdığı takdirde işçi buluşu sayılabileceklerdir. Burada görüyoruz ki Sınai Mülkiyet Kanunu işçi kavramı ile 4857 sayılı İş Kanunu’ndan daha geniş bir şekilde belirlemiştir. Bu nedenle kanunda işçi buluşları terimi yerine sıklıkla “Çalışan Buluşları” kavramı kullanılmıştır.

  • Hizmet Buluşlarında Bildirim Yükümlülüğü

İşverenin hizmet buluşu üzerindeki haklarını kullanabilmesi, buluşu koruyabilmesi, ve patent veya faydalı model olarak tescilini yaptırabilmesi için buluştan haberdar olması gerekir. Çalışan, bir hizmet buluşu yaptığında, bu buluşunu yazılı olarak ve geciktirmeksizin işverene bildirmekle yükümlüdür. Buluş birden çok çalışan tarafından gerçekleştirildiği takdirde, bu bildirim birlikte yapılabilir. İşveren, bildirimin kendisine ulaştığı tarihi, bildirimde bulunan kişi veya kişilere gecikmeksizin ve yazılı olarak bildirir. Çalışan, teknik problemi, çözümünü ve hizmet buluşunu nasıl gerçekleştirmiş olduğunu, bildiriminde açıklamak zorundadır. Buluşun daha iyi açıklanması bakımından varsa resmini de işverene verir. Çalışan, yararlanmış olduğu işletme deneyim ve çalışmalarını, varsa diğer çalışanların katkılarını ve bu katkıların şeklini, yaptığı işle ilgili olarak aldığı talimatları ve söz konusu katkılar yanında kendisinin katkı payını da belirtir. Buradaki bildirimin noter kanalı ile yapılması her iki taraf açısından da ispatı kolay ve koruyucu olacaktır.

İşveren, bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde, bildirimin hangi hususlarda düzeltilmesi gerektiğini çalışana bildirir. Talepte bulunulmaması hâlinde, yukarıda belirtilen bildirim geçerli sayılır. Çalışanın kanunda öngörülen şekilde bildirimde bulunabilmesi için, işveren gereken yardımı göstermek zorundadır. Yani işveren çeşitli mobbing ve benzeri hareketlerle işçisinin bildirimde bulunmasını engellememeli aksine kolaylaştırmalıdır. Çalışan, hizmet buluşunu, serbest buluş niteliği kazanmadığı sürece gizli tutmakla yükümlüdür.

Çalışan bu bildirimi yazılı olarak ve geciktirmeksizin yapmak zorundadır. Kanunda her ne kadar açıkça bildirimi yapması gereken bir süre belirtilmese de kanunda bahsedilen geciktirmeksizin bildirmelidir ifadesinden anlaşılacağı üzere buradan somut olayın şartlarına göre makul bir sürede bildirilmesi gerektiğini anlayabiliriz.

Ayrıca maddede bildirimin yazılı olarak yapılması gerektiği belirtilmiş yani şekil şartına bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Sözleşmelerin Şekli Başlıklı 12. maddesi uyarınca sözleşmelerin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe herhangi bir şekle tabi olmayacağı, kanunlarda öngörülen şekillerin ise geçerlilik şekli olduğunu ve bu şekle uyulmadan yapılan işlemlerin geçersiz olacağını hükme bağlamıştır. Kanunda bildirimin yazılı olarak yapılması gerektiği belirtilmiş ve bu husus bildirimin geçerlilik şartıdır. Yani yazılı olmadan yapılan bir bildirim hukuken geçersizlik sonucuyla karşı karşıya kalacaktır.

Toparlamak gerekirse kanunun işçi buluşunu bildirimi düzenleyen maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, eksiksiz bir buluş bildiriminde -aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça bildirimin yazılı olması koşuluyla- bulunması gereken hususlar şunlardır.

“- Teknik Problem

– Problemin Çözümü

– Hizmet buluşunun nasıl gerçekleştirildiği ve resimleri,

– Yararlanılan işletme deneyim ve çalışmaları,

– Yapılan işle ilgili olarak alınan talimatlar,

– İşçinin ver diğer çalışanların katkısı

Peki çalışan bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığı takdirde ne olacaktır? Tamamlanmış bir buluş işverene hiç bildirilmemiş olabilir, öngörülen şekli koşullara uyulmadan bildirilmiş olabilir yahut eksik bildirimde bulunulmuş olabilir. Bu noktada çok önemli bir ayrıntı bulunmaktadır o da eksik bildirimin aykırılık teşkil etmesi için, işverenin kanunun ilgili maddesi uyarınca bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde, bildirimin hangi hususlarda düzeltilmesi gerektiğini işçiye bildirmesi gerekmektedir. Şayet işveren belirtilen bu süre içerisinde düzeltme talep etmezse işçinin yapmış olduğu bildirim kanun uyarınca gerekli şartları taşımasa dahi geçerli bir bildirimin sonuçlarını doğuracaktır.

  • İşverenin İşçinin Hizmet Buluşunda Hak Talebi

Hizmet buluşlarında kural olarak asıl hak sahipleri buluşu meydana getiren çalışandır. Ancak kanun da işverene buluş üzerinde tam veya kısmi hak talep etme imkanı tanımıştır. İşveren, hizmet buluşu ile ilgili olarak tam veya kısmi hak talep edebilir. İşveren bu talebi, çalışanın bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren dört ay içinde yazılı olarak çalışana bildirmek zorundadır. Çalışana böyle bir bildirimin süresinde yapılmaması veya hak talebinde bulunulmadığına dair bildirim yapılması hâlinde, hizmet buluşu serbest buluş niteliği kazanacaktır. İşverenin hizmet buluşuna ilişkin tam hak talebinde bulunması hâlinde bununla ilgili bildirimin çalışana ulaşması ile buluş üzerindeki tüm haklar işverene geçmiş olur. İşverenin hizmet buluşuna ilişkin kısmi hak talep etmesi hâlinde ise yine işçi buluşu hizmet buluşundan serbest buluş niteliği kazanır. Ancak bu durumda işveren, kısmi hakka dayanarak buluşu kullanabilir. Yani işveren kendisine yapılan bildirim neticesinde hizmet buluşunun tam kullanım hakkını kendisine alabilir yahut kısmi kullanım hakkını talep ederek işçi buluşuna serbest buluş niteliği kzandırabilir.

İşverenin buluşu bu şekilde kısmı hakka dayanarak kullanması, çalışanın buluşunu değerlendirmesini önemli ölçüde güçleştiriyorsa çalışan, buluşa ilişkin hakkın tamamen devralınmasını veya kısmi hakka dayanan kullanım hakkından vazgeçilmesini işverenden isteyebilir. İşveren, çalışanın bu isteğine ilişkin bildirimine tebellüğ tarihinden itibaren iki ay içinde cevap vermezse, işverenin kısmi hakka dayanarak buluşu kullanma hakkı sona erer.

Yani işveren kendisine bildirilen hizmet buluşu üzerinde tam veya kısmi hak talebi konusunda seçimlik yetkiye sahiptir. Ayrıca önemle belirtmek gerekir ki eğer işveren bu dört aylık sürede işçinin yapmış olduğu bildirime herhangi bir cevap vermezse işçinin hizmet buluşu serbest buluş niteliği kazanacaktır. İşverenin işçinin kendisine yaptığı bildirim üzerine 4 ay içerisinde işçiye yapacağı bildirimle tam veya kısmi hak talep etmesi üzerine, bu bildirimin işçiye ulaşması ile birlikte başkaca bir işleme gerek kalmaksızın bildirim sonuçlarını doğuracaktır.

İşverenin hizmet buluşuna ilişkin hak talebinde bulunmasından önce çalışanın buluş üzerinde yapmış olduğu tasarruflar, işverenin haklarını ihlal ettiği ölçüde, işverene karşı geçersiz sayılır. İşveren, tam hak talep etmediği takdirde, kendisine bildirimi yapılan buluşa ilişkin bilgileri, çalışanın haklı menfaatlerinin devamı süresince gizli tutmakla yükümlüdür.

  • İşçinin Hizmet Buluşunda İşverenin Bedel Verme Yükümlülüğü

İşveren hizmet buluşu üzerinde tam hak da talep etse kısmi hak da talep etse, çalışan makul bir bedelin kendisine ödenmesini işverenden isteyebilir. Bedelin hesaplanmasında kanun tarafından belirlenmiş sabit bir bedel söz konusu değildir. Her somut olayda buluşun bedeli olayın şartlarına göre belirlenecektir. İşveren, hizmet buluşuna ilişkin talepte bulunduktan sonra, buluşun korunmaya değer olmadığını ileri sürerek bedelin ödenmesinden kaçınamaz. Ancak buluşun korunabilir olmadığı konusunda açılan dava sonucunda mahkemenin davanın kabulüne karar vermesi hâlinde çalışan, bedel talebinde bulunamaz.

İşverenin hizmet buluşuna ilişkin kısmi veya tam hak talebinde bulunmasını takiben bedel ve ödeme şeklî, işveren ile çalışan arasında imzalanan sözleşme veya benzeri bir hukuk ilişkisi hükümlerince belirlenir. Hizmet buluşu birden çok çalışan tarafından gerçekleştirilmişse, bedel ve ödeme şekli her biri için, ayrı ayrı belirlenir. Çalışan, serbest buluş niteliği kazanmış hizmet buluşu konusunda dilediği şekilde tasarrufta bulunabilir.

  • İşçinin Hizmet Buluşu İçin Patent Başvurusu Yapılması

 İşveren, kendisine bildirimi yapılan hizmet buluşu için tam hak talebinde bulunmuşsa patent verilmesi amacıyla ilk başvuruyu Kuruma yapmakla yükümlüdür. Ancak işveren, işletme menfaatleri gerektiriyorsa, patent başvurusu yapmaktan kaçınabilir. Kanunun 116. Maddesi’nin ikinci fıkra hükmü saklı kalmak kaydıyla, işverenin patent başvurusu yapmaktan kaçınması durumunda, buluş için işverenin ödemesi gereken bedelin hesaplanmasında, patent alınmamasından kaynaklanan çalışan aleyhine muhtemel ekonomik kayıplar göz önünde tutulur.

İşverenin kuruma ilk başvuru yükümlülüğü bazı durumlarda ortadan kalkacaktır. Bunlar; hizmet buluşunun serbest buluş niteliği kazanması, çalışanın, buluşu için başvuru yapılmamasına rıza göstermesi, işletme sırlarının korunmasının başvuru yapmamayı gerektirmesidir. Bu hallerden en az birinin gerçekleşmesiyle işverenin kuruma ilk başvuru yükümlülüğü ortadan kalkacaktır.

Hizmet buluşu serbest buluş niteliği kazanmışsa, çalışan bizzat başvuru yapma hakkına sahiptir. İşveren, tam hak talebinde bulunmuş olduğu hizmet buluşu için başvuruda bulunmaz ve çalışanın belirleyeceği süre içinde de başvuruyu yapmazsa, buluş serbest buluş niteliği kazanır. Buluşun serbest bırakılması, rüçhan hakkı süresinin geçirilmemesi açısından, makul bir süre içinde yapılması gerekmektedir.

  • İşçinin Önalım Hakkı

İşverenin iflas etmesi ve iflas idaresinin de buluşu işletmeden ayrı olarak devretmek istemesi hâlinde çalışanın, yapmış olduğu ve işverenin de tam hak talebinde bulunduğu buluşa ilişkin olarak önalım hakkı vardır.  Çalışan buluşundan doğan bedel alacağı, imtiyazlı alacaklardandır. İflas idaresi bu nitelikteki birden çok bedel alacağını, alacaklılar arasında alacakları oranında dağıtır. Çalışan, bedel alacağı yerine buluşunun serbest buluşa dönüşmesini talep edebilir.

Toparlamak gerekirse işçinin ön alım hakkını kullanabilmesi için gerekli olan koşullar;

“- İşçi hizmet buluşu yapmalı,

– Buluşu işverene bildirmeli,

– İşveren buluşa ilişkin tam hak talebinde bulunmalı,

– İşveren iflas etmeli

– İflas idaresi buluşu işletmeden ayrı olarak üçüncü şahsa satmış olmalı,

– Satıştan itibaren üç ay ve nihayet iki yıl içerisinde bu hakkını kullanmalı”

  • Kamu Çalışanlarının Buluşları Konusunda Hakları Nelerdir?

Çalışan buluşu için uygulanan hükümler, diğer kanuni düzenlemeler ve taraflar arasında yapılan sözleşme hükümleri saklı kalmak şartıyla, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların buluşları hakkında da uygulanır. Yani Sınai Mülkiyet Kanunu işçi / çalışan buluşlarını düzenlerken kamu çalışanlarını da bu hükümlere dahil etmiştir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlara buluşları için ödenecek bedel, buluştan elde edilen gelirin üçte birinden az olamaz. Ancak buluş konusunun kamu kurum veya kuruluşunun kendisi tarafından kullanılması hâlinde ödenecek bedel, bir defaya mahsus olmak üzere, bedelin ödendiği ay için çalışana ödenen net ücretin on katından fazla olamayacaktır.

  • SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Sonuç olarak bir değerlendirme yapmak gerekirse, işçinin bir iş ilişkisi esnasında meydana getirdiği buluşlarda hak sahipliğinin değerlendirilmesi için öncelikle meydana getirilen buluşun niteliğine bakmak gerekmektedir. Yani buluşun bir hizmet buluşu mu yoksa serbest buluş niteliğinde mi olduğuna bakarak yukarıda ayrıntısıyla açıklanan şartlar dahilinde işlemleri yapmakta fayda vardır. Sınai Mülkiyet Kanunu’nda belirtilen taraflara yüklenen yükümlülükler yerine getirilmediği takdirde olası bir uyuşmazlıkta yükümlülüklerine uymayan tarafların mahkemede kaybetme olasılığı da yüksektir.

Bu çalışmamızda da detaylı olarak açıklandığı üzere kanun, hem çalışana hem de işverene işçi buluşu meydana getirildiği takdirde uyması gereken birtakım şartlar, bildirim yükümlükleri gibi birçok sorumluluk yüklemiştir. Bu usuli kurallara riayet edilmesi, meydana gelebilecek muhtemel bir uyuşmazlıkta tarafların elini ciddi şekilde kuvvetlendirecektir. Bu sebeple de işçi buluşları ile ilgili durumlarda mutlaka Fikri ve Sınai Haklar konusunda uzman bir hukukçudan gerek olay mahkemeye intikal etmeden önce danışmanlık ve gerekse de olay mahkemeye intikal ettikten sonra avukatlık hizmeti alınmasında fayda vardır.

 

Gülaçtı & Kendirlioğlu Hukuk ve Danışmanlık Bürosu işçi buluşları konusunda deneyimli, yenilikçi ve alanında uzman kadrosuyla dava ve danışmanlık faaliyetleri ile haklarınızın en iyi şekilde korunması için, gerek işçi gerekse de işveren müvekkillerine kaliteli hizmet sunmaktadır. Probleminizle alakalı olarak bize ulaşmak ve iletişim formu doldurmak için tıklayınız.